Psikoloji, tasavvuf, benlik.
Bugün herkes benle 'ilişkiler' hakkında konuştu. Çok lazım ya, öyle bi hava yarattım belki. Halbuki umurumda değil ve hiç bu kadar içten umursuz olmamıştım.
Bugün biri bana küstü, diğeri ötekinin küsmesiyle dalga geçti. Kafama takmadım, dalga da geçmedim.
Enerjim gitti sandım. Hayata ondan böyleyim dedim. Sonra başkalarıyla tanıştım. Tanışırken, yalnız olduğumu sandığım yerde çok kalabalık olduğumu farkettim. Çok lazım ya, öyle bi hava yarattım belki.
Bugün insanlar beni izledi. Gördüm. Baktılar sandım, izlediklerini farkettim. Neyi beğendiler/neyden tiksindiler?
İçimde ki enerji gitti ama, hayat bana geldi sandım.
Mutsuz değildim, sadece dünyadan biri gibi hissetmedim.
Ta ki..
Rüzgar eserken hiç çiçeğin açtığını gördünüz mü? 2seviyor 1 sevmiyor yaprağı uçtu. Sevmiyor'un da iyi olduğuna karar verdim: Ne zaman nerde ve nasıl kavramlarıyla o da iyi olabilirdi.
Ben de iyi olabilirdim. Aslında zaten iyiydim. Dedim ya, eksik olan enerji sandım.
Ama değilmiş. Sadece ''farketmemişim'', başka şeyleri anlamakla meşgulken.
The lights here are softer than you'd think
The dim lit peacocks in the trees,
They're hiding their eyes and their beauty, like me
But if my eyes were on my back
I know what I'd be looking at
Through every shade of brown and green
Pazartesi, Şubat 15, 2010
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder