ben de hep bunu düşünürüm. belki de bir ingilizdin ve mutsuzdun, havaların cok soguk olmasından, yagmurun hic durmamasından, insanların cok mesafeli olmasından ve tek cocukluk durumundan rahatsızdın ve bir gün ailen seni alanyaya getirdi. Ordaki insanları cok sevdin, herkesin anlata anlata bitiremedigi İstanbul'u cok merak ettin. Sonra da yasadıgın kücük sehrin bir barında garsonluk yaparken biriktirdigin paranla bir maceraya atılıp turla İstanbul'a geldin ve büyülendin. Öyle cok zevk aldın ki bu tatilden.. Senin hic bilmedigin bu kültür birden carptı seni. Harika manzarlara sebep olan garip bir dogal afet gibi sardı seni (belki bir hortum gibi icine aldı, basını döndürdü). Ve bir İstanbul gecesinde bir dilek tuttun. Tam o sırada güneş doğmaktaydı ve sen asya kıtasının cok ruhlu bir tepesinde bu kızıl-pembe manzarayı seyrederken, " Keşke buraya ait olsaydım, iyisiyle- kötüsüyle, her türlü derdi ve cılgın eğlencesiyle bu sehrin bireyi olsaydım dedin ve o sabah Ataköy'deki yatagında uyandın. Herseyden habersiz. Evet bir gecmisin vardı. Ama hayal gibi. Allah askına cocuklugunu ne kadar net hatırlar ki insan. Sen aslında o sabah uyanmadan evvel rüyanda gördün tüm hayatını. Bir zamanlar o anıları gercekten yasadıgına, aslında rüyanda görmediğine nasıl emin olabilirsin ki?
belki bunu diledin ve simdi burda busun.
YanıtlaSilbunu düşününce biraz irkildim doğrusuu :))
YanıtlaSilben de hep bunu düşünürüm. belki de bir ingilizdin ve mutsuzdun, havaların cok soguk olmasından, yagmurun hic durmamasından, insanların cok mesafeli olmasından ve tek cocukluk durumundan rahatsızdın ve bir gün ailen seni alanyaya getirdi. Ordaki insanları cok sevdin, herkesin anlata anlata bitiremedigi İstanbul'u cok merak ettin. Sonra da yasadıgın kücük sehrin bir barında garsonluk yaparken biriktirdigin paranla bir maceraya atılıp turla İstanbul'a geldin ve büyülendin. Öyle cok zevk aldın ki bu tatilden.. Senin hic bilmedigin bu kültür birden carptı seni. Harika manzarlara sebep olan garip bir dogal afet gibi sardı seni (belki bir hortum gibi icine aldı, basını döndürdü). Ve bir İstanbul gecesinde bir dilek tuttun. Tam o sırada güneş doğmaktaydı ve sen asya kıtasının cok ruhlu bir tepesinde bu kızıl-pembe manzarayı seyrederken, " Keşke buraya ait olsaydım, iyisiyle- kötüsüyle, her türlü derdi ve cılgın eğlencesiyle bu sehrin bireyi olsaydım dedin ve o sabah Ataköy'deki yatagında uyandın. Herseyden habersiz. Evet bir gecmisin vardı. Ama hayal gibi. Allah askına cocuklugunu ne kadar net hatırlar ki insan. Sen aslında o sabah uyanmadan evvel rüyanda gördün tüm hayatını. Bir zamanlar o anıları gercekten yasadıgına, aslında rüyanda görmediğine nasıl emin olabilirsin ki?
YanıtlaSilBunu hiçbir zaman bilemeyecek olmak ne kadar kötü değil mi?
YanıtlaSil